Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin son yıllardaki gelişimi yeni şirketlerin kurulmasını ve erken aşama yatırımlarını artırdı. Ancak şirketlerin belirli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra ihtiyaç duyduğu sermayeye erişim aynı hızda gelişmedi.
TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Tombalak, Türkiye’deki girişimlerin büyüme yolculuğunda özellikle 3 milyon ile 15 milyon dolar arasındaki finansman ihtiyacında önemli bir boşluk bulunduğuna dikkat çekti.
Bu aralık, bir girişimin artık küçük bir startup olmaktan çıkıp daha büyük pazarlara açılmaya başladığı dönem açısından kritik önem taşıyor.
Sorun şirket kurmak değil, büyütmek
Erken aşamadaki girişimler melek yatırımcılar, hızlandırma programları ve girişim sermayesi fonlarından birkaç yüz bin dolar ile birkaç milyon dolar arasında yatırım bulabiliyor.
Ancak şirket büyüdükçe ihtiyaç duyduğu sermaye de artıyor.
Yeni ülkelere açılmak, satış ekibi kurmak, teknoloji altyapısını geliştirmek ve uluslararası pazarlama yapmak isteyen bir girişimin birkaç milyon dolarlık yatırımlarla yetinmesi zorlaşıyor.
Tam bu noktada Türkiye’deki sermaye havuzunun daralması, başarılı girişimlerin ölçeklenmesini güçleştirebiliyor.
“100 unicorn yerine 100 scale-up”
Tombalak, Türkiye’nin girişimcilik politikasında yalnızca milyar dolar değerlemeye ulaşan unicorn şirketlere odaklanılmasının yeterli olmadığını belirtiyor.
Bunun yerine çok sayıda şirketin sürdürülebilir biçimde büyüyerek “scale-up” aşamasına ulaşmasını sağlayacak bir ekosistemin kurulması gerektiğini savunuyor.
Bu yaklaşımın temelinde tek bir büyük başarı hikâyesi yerine daha geniş bir şirket grubunun ihracat yapan, istihdam oluşturan ve uluslararası pazarlarda rekabet eden işletmelere dönüşmesi bulunuyor.

3 milyon dolardan sonra ne oluyor?
Bir girişimin ilk yatırımını alması ile 10 milyon dolarlık büyüme yatırımı bulması arasında önemli bir fark var.
Yatırım miktarı yükseldikçe fonların şirketten beklediği gelir, büyüme, kurumsal yapı ve uluslararası pazar performansı da artıyor.
Türkiye’deki girişim sermayesi fonlarının önemli bölümünün erken aşamaya odaklanması ise büyüme sermayesi arayan şirketler açısından seçenekleri azaltıyor.
Bu durum şirketleri yabancı yatırımcılara yöneltebiliyor.
Yabancı sermayenin girişim ekosistemine katılması önemli bir avantaj sağlarken, büyüme sermayesinin büyük ölçüde dışarıdan bulunması başarılı girişimlerin merkezlerini veya bazı operasyonlarını başka ülkelere taşıması riskini de beraberinde getiriyor.
Scale-up neden önemli?
Bir startup genellikle yeni bir ürün veya iş modelini doğrulamaya çalışan genç şirketi ifade ediyor.
Scale-up ise ürününü ve pazarını büyük ölçüde doğrulamış, artık gelirini, müşteri sayısını ve faaliyet gösterdiği coğrafyayı hızlı biçimde büyütmeye çalışan şirket anlamına geliyor.
Ekonomi açısından asıl çarpan etkisi de çoğu zaman bu aşamada ortaya çıkıyor.
Çünkü ölçeklenen şirket daha fazla çalışan istihdam ediyor, ihracata başlıyor, yeni teknoloji yatırımları yapıyor ve çevresinde yeni tedarikçiler oluşturuyor.
Bu nedenle Türkiye girişim ekosisteminin önündeki yeni soru yalnızca “kaç startup kuruldu?” değil, “kurulan şirketlerden kaçı büyümeyi başardı?” olacak.
Kaynak: TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Tombalak’ın 28 Eylül 2026 tarihli değerlendirmeleri




